Kaç kişi ziyaret etmiş?

28 Temmuz 2013 Pazar

Kelimelerin Yeterli Gelmediği Belgesel: Baraka

Ne oyuncumuz ne de diyaloğumuz var, dolayısıyla görüntü bizim başrol oyuncumuz.” Ron Fricke (Yönetmen)





Fotoğraflar Ron Fricke’in 1992 yapımı Baraka isimli belgeselinden… Tıpkı onun da dediği gibi.. En ufak bir diyalog yok belgesellerinde, kelimelerle bulandırmaz öyle zihinleri. Sadece gösterir.. Görüntülerdir onun en sağlam kelimeleri.
Baraka’yı izlerken zihniniz boşalıverir sanki, o görüntülerdeki ülkeleri ziyarete çıkmış gibi olursunuz. Birileri sihirli bir değnekle sizi oralara bırakıverir sanki öylece.. Kamboçya, Brezilya, ABD, Japonya, Hindistan, Nepal, Çin, İran, Mekke, İstanbul ve daha pek çok ülke, pek çok şehir….
Yorulmadan, sakin bir dünya turu yapmak istiyorsanız eğer, Baraka, bu görevi sizin için başarıyla yerine getirecektir. Unutmayın! Kelimelere, diyaloglara, o kafa karıştırıcı repliklere ihtiyacınız yok, belgesele adapte olup gezintiye çıkabilmeniz için, görsellik ve müzik yeterli.
Hayatınızın en ilginç görüntülerini izlemeye hazır olun… 

2 Mart 2013 Cumartesi

Masalsi Bir Macera: Life Of Pi..

Pi.. Matematikteki pi sayısı değil onun adının kaynağı, bir havuzun adının kısaltılmışı… Enteresan ailesinin ona yaşattığı ilk tuhaflık bu. Sonrasında pek çok şey yaşayacak zaten.

image

Hindistanlı bu çocuğun kendisi, aslında ailesinden de tuhaf. Daha çocuk yaşta 3 farklı dine inanmaya başlıyor. Budist, Hristiyan ve Müslüman. Namaz da kılıyor, sofrada yemekten önce dua edip haçta çıkarıyor. Ailesi rahat o konuda, özgür bırakmışlar. Babası pek memnun olmasada kendisi bilime inandığı halde, oğlunun kendi yolunu bulması için serbest bırakıyor onu.
Babasının bir hayvanat bahçesi var. Önceleri herşey yolundayken, maddi sıkıntı çekmeye başlıyorlar ve hayvanları Hindistan’dan başka bir yere taşımaya ve bir kısmını satmaya karar veriyorlar. Çünkü sadece hayvanlar onların, hayvanat bahçesi değil..

image

Bir Japon gemisiyle çıkıyorlar yola. Hindistan’dan Kanada’ya doğru.. Geminin Fransız aşçısıyla (Ki o Fransız aşçı Gerard Depardieu'ydu ve beni çok şaşırttı. Başrollük bi adamdır çünkü o) biraz sıkıntı yaşasalarda kör topal idare ederek giderlerken çok daha kötü birşey oluyor. Fırtına çıkıyor ve koskoca gemi, mürettebatıyla birlikte okyanusun dibini boyluyor..
Pi ve bir kaç hayvan hariç. Pi’nin nasıl kurtulduğunu film anlatsın ben değil..

image

Asıl macerada bundan sonra başlıyor. Çünkü Pi’nin şans eseri kurtulduğu filikada bir zebra, vahşi bir sırtlan, bir orangutan ve en kötüsü olan koskoca bir Bengal Kaplanı da var. Böyle bir mürettebatla, küçücük bir filika da, Pasifik Okyanusu’nun ortasında kalan Pi, o andan sonra sadece zekasını konuşturmak zorunda kalıyor. Diğer hayvanlar çabuk ölüyor zaten de, asıl Kaplan Richard Parker’la veriyor en büyük savaşını…

image

Biz Pi'nin bütün bu hikayesini kendi ağzından dinliyoruz. Büyüyüp koca adam olduğunda kendisini ziyaret eden Amerikalı bir yazara anlatıyor hikayesini. O da bu hikayeyi kitap yapacak, amacı o. 


O kadar mükemmel görüntüler vardı ki filmde, sanat ve görüntü yönetmenini bulup ellerinden öpesim geldi. Rüya gibi, masal gibiydi sanki. Geceleri parıl parıl parlayan okyanus ve gökyüzü, arada bir cam gibi hareketsiz kalan okyanus, Pi’nin bir aralık bulduğu o tuhaf ada… 

image

Her biri başka büyüledi beni. Söylemeden geçmek olmaz, yönetmeni de ünlü Uzak Doğulu yönetmen Ang Lee. Karmanın böylesi.. Hint oyuncular, uzak doğulu yönetmen, çekilen yer Hollywood stüdyoları.
En iyilerim arasında artık bu film. Tavsiyemdir, izleyin izletin, izlemeden, tahminde bulunup burun kıvıranında çok net kafasına bi tane indirin.. Haydi eyvallah..


17 Ocak 2013 Perşembe

Hayatımda Gördüğüm En Akıllı Aptal: Rancho!!

Birazdan okuyacağınız bu yazıyı, bir zamanlar "Hint sinemasını sevmiyorum, çok saçma filmleri var" diyen ve sonradan fena halde yanıldığını fark eden biri yazdı. Her şeyden önce, ön yargım yüzünden özür dilerim Bollywood!



Tanıtacağımız filmin adı 3 Idiots, yani 3 Aptal... Film, tamamen Hindistan'ın eğitim sistemine eleştiri amaçlı yapılmış. Ama izledikçe anlıyorsunuz ki, Hindistan'da yaşanan tüm eğitim sorunları aslında dünyayla aynı doğrultuda... Ben eminim ki, izleyen herkes, kendinden bir şey mutlaka buluyordur bu filmde...


"Doğduğumuzdan beri bize hayatın bir yarış olduğu söylendi. Hızlı koşmazsan ezilirsin. Hatta dünyaya gelirken bile 300 milyon sperm arasında bir yarış vardır."

Film Raju ve Farhan isimli iki adamın aldıkları bir telefon üzerine aceleyle bir yere gitmeleriyle başlıyor. Biri havalanmış uçağı, numara yaparak indiriyor, diğeri aceleden evden çıkarken pantolonunu unutuyor hatta. Nedeni ise mezun oldukları gün ortadan kaybolan çok sevdikleri dostları Rancho'nun bulunduğu haberini almış olmaları...


Amir Khan'ın canlandırdığı son derece zeki, aynı zamanda eğlenceli bir karakter, 'Rancho' Shamaldas Chanchad. En az adı kadar tuhaf bir adam aslında Rancho. Müthiş bir pratik zekaya sahip. Ezberci eğitim sistemine bir tepki olarak doğmuş adeta. Sorduğu soruya kitaptaki tanımın aynısını isteyen hocasını bozması, kitaplara ihtiyaç duymadan her şeyi zekasıyla halletmesi, işine duyduğu muhteşem aşkı ve arkadaşlarına verdiği o unutulmaz hayat dersleriyle bir anda çok farklı bir adam oluveriyor Rancho izleyicinin gözünde. Arkadaşları içinde öyle tabi... Keşke geçek hayatta böyle bir adam yaşasa da, benim arkadaşım olsa diyesiniz geliyor hatta.


"Rancho: Eğer Michael Jackson'ın babası onu boksör olmak için zorlasaydı, veya Muhammed Ali'nin babası onu bir şarkıcı olmaya zorlasaydı, faciayı düşünsene! Fotoğrafı seviyorsun ama makinalarla evleniyorsun."


Farhan Qureshi'nin, doğduğu gün ailesi tarafından karar verilmiş mesleğine... Bütün hayatı boyunca da hep ailesi ne istediyse onu yapmış, kimse ona fikrini sormamış. Okul konusunda da aynı şey geçerli... Onun doğa fotoğrafçılığına merakı var, ama ailesinin kararı üzerine makina mühendisi olmak için gidiyor Imperial Kolejine. Kolej dediğimde üniversite işte... Burası yatılı bir okul olduğundan Rancho'yla aynı odada kalıyor Farhan. Ardından başlıyor o unutulmaz maceraları...


Raju Rastogi ise ailesinin maddi durumu son derece kötü olduğu için doğru düzgün bir iş bulmak zorunda olan ve fazlasıyla batıl inancı olan biri. Aslında batıl inançla bir yere gelemeyeceğini, hayatta çok daha önemli şeylerin olduğunu yine bizim Rancho öğretiyor ona...
Viru'yla yaptığı konuşma sonrası mezun olamayacağı korkusu yüzünden üzerindeki baskıya dayanamayıp intihar eden bir arkadaşlarının cenazesinde, Rancho'nun yağmur altında Viru'ya söylediği sözler unutulmazdır benim için.



"Rancho: İyi haberler var efendim! Polis ve Joy'un babası ipucu bulamamış. Herkes bunun intihar olduğunu düşünüyor. Ölüm sonrası raporuna göre, ölüm nedeni: nefes borusu üzerine şiddetli baskı sonucu boğulma. Tüm düşünülen boğazına yapılan basıncın onu öldürdüğü. Ya son dört yıldır yaşadığı zihinsel baskıya ne diyeceksiniz? Bu raporda eksik. Mühendisler akıllı adamlardır. Zihinsel basıncı ölçmek için bir makine yapmadılar. Eğer yapılsaydı, herkes bilecekti ki, bu intihar değil, bir cinayettir. "


İşte biz bu üç gencin birbirinden ilginç, acıklı, eğlenceli hikayelerini izliyoruz film boyunca. Okul müdürleri, çılgın, kendini beğenmiş, her konuda hep bir numara olmak isteyen, peltek Viru'nun (onların deyimiyle Virüs) onları birer aptal gibi görmesine inat, Rancho'nun hep aksini ispatladığı bir filmdir bu. Bizim eğitim bakanının, tavsiye üzerine izlediği ve ardından çok etkilenip, tüm çalışanlarına izlettiği bir filmdir hatta. Her konuda örnek alınacak, eğitim sistemine en ağır eleştirilerden biridir.
Son olarak zor durumda kaldıkları her an kalplerini rahatlatmak için söyledikleri o meşhur sözle bitiriyorum yazımı: "All iz well" (Herşey yolunda)

"Mükemmeli izle. Başarı seni takip edecektir. "